Senan Kazımoğlu

Tüm yazıları
...

NURİ PAŞAM UNUTMADIK

Senan Kazımoğlu

2 Mart 1949 tarihinde İstanbul’da yaşanan ve sesi tüm şehirden duyulan bir patlama meydana geldi. Patlamanın ardından o gün gazeteler acı haberi manşetten duyurdu. Haberlerde patlamanın Nuri Killigil’in silah fabrikasında yaşandığı belirtiliyordu. O gün yaşanan patlamada vefat edenler arasında fabrika sahibi Nuri Killigil, namıdiğer Bakü Fatihi Nuri Paşa da vardı. Azerbaycan Türkleri için "Bakü’nün Halaskârı (Kurtarıcısı)" olarak bilinen Nuri Paşa’nın şehadeti, Türkiye için de günümüzde bile telafisi mümkün olmayan kayıplar oluşturmuştur.

Peki, bugün şehadetinin 76. yıl dönümünde andığımız Nuri Paşa kimdir? Türkiye ve Azerbaycan için neden bu kadar önemlidir? Dilerseniz en başından başlayalım.

1880 yılında Manastır’da, Bayındırlık Teşkilatı’nda inşaat teknisyeni olan Hacı Ahmet Paşa’nın ailesinde dünyaya gelen Nuri Bey, ilk ve lise eğitimini burada aldı. Nuri Bey’in doğduğu aile, son dönem Türk tarihine önemli hizmetler vermiş, kahramanlar çıkarmış bir aileydi. Nitekim sonradan Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı olacak olan Enver Paşa, Nuri Bey’in ağabeyi, Kut'ül Amare Komutanı Halil Kut Paşa ise amcasıdır. Hal böyle olunca genç Nuri de büyüklerinin izinden giderek askeri okula yazıldı. 1909 yılında Manastır Harbiye Mektebi’nden teğmen olarak mezun olan Nuri Bey’in ilk görevi, Balkanlar’daki çetelerle mücadele etmek oldu. Ardından, 1911 yılında Trablusgarp’a gönderilen Nuri Bey, burada İtalyanlarla savaşan halkı örgütleyenlerden biri oldu.

Birinci Dünya Savaşı başladığında "Padişah Yaveri" olarak yeniden Trablusgarp’a gönderilen Nuri Bey, burada ve Bingazi’de Osmanlı’nın Afrika Grupları Komutanı olarak İtalyan, Fransız ve İngilizlere karşı mücadele etti.

1918 yılına gelindiğinde Kafkaslardaki durum ciddileşince, Azerbaycan ve Dağıstan aydınlarının isteğiyle Osmanlı Devleti’nin bölgeye bir ordu göndermesi zarureti ortaya çıktı. Harbiye Nazırı Enver Paşa, gönderilecek ordunun komutanı olarak başka bir subayı atamayı düşünse de Azerbaycan heyetinin ısrarıyla, ilk önce karşı çıkmasına rağmen, kardeşi Nuri Bey’i görevlendirdi. Gönderilecek orduda yüksek rütbeli subayların bulunduğunu dikkate alan Osmanlı yönetimi, Padişah fermanıyla Nuri Bey’in rütbesini yaverlikten paşalığa yükseltti. Böylece, 28 yaşında Kafkas İslam Ordusu’nun komutanı olarak Azerbaycan’a gönderildi. Kafkas İslam Ordusu’nun tüm zorluklara rağmen kahramanca savaşması ve imkânsızı başararak bölge halkını yok olmaktan kurtarması, Azerbaycan heyetinin Nuri Paşa konusundaki ısrarının ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha ispatladı. Bu başarı, Türk ordusunun kahramanlığıyla beraber kritik zamanlarda Nuri Paşa’nın verdiği kararlara da bağlıydı.

Fakat Mondros Mütarekesi ile Türk ordusu Kafkasya’dan geri çekildi. Her ne kadar Nuri Paşa ve ekibi bölgede farklı yollarla kalmak istese de İngilizlerin baskısıyla bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar.

İngilizler, geri dönen Nuri Paşa’yı Batum’da yakalayıp hapsetti. Uydurma bir mahkemede, Bakü Seferi sırasında Ermenileri ve İngilizleri öldürmekle yargılanarak idama mahkûm edildi. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İngilizlere gönderdiği nota ve protesto telgrafları da fayda etmedi. Durumun ciddiyetini gören Azerbaycan Hükûmeti, özel bir operasyonla idama çok az kala Nuri Paşa’yı Batum’daki hapishaneden kaçırarak Azerbaycan’a getirir. Böylece Nuri Paşa, Azerbaycan Türkleri tarafından Karabağ’da korunur.

1920 yılında Azerbaycan’ın Ruslar tarafından işgal edilmesinden sonra Bolşeviklere karşı Karabağ’da büyük bir isyan başlar. Bir aya yakın devam eden bu isyanın başında, halkın arkasında saf tuttuğu Nuri Paşa bulunur. Fakat Bolşevik ordusuna karşı yapılacak bir şey yoktur. Nuri Paşa, istemese de mecburen Anadolu’ya dönmek zorunda kalır.

Anadolu’ya döndüğünde, kendisiyle beraber Türkiye’ye gelen Azerbaycan Millî Süvari Alayı askerleriyle birlikte Sarıkamış’ın düşman işgalinden kurtarılmasına katkı sağlar. Ardından Erzurum’a gelerek Türk ordusunun cephelerdeki en büyük sıkıntısının silah ve teçhizat eksikliği olduğunu görür. Silah sanayisine girmek istese de maddi imkânsızlık nedeniyle bunu gerçekleştiremez.

Sağlığındaki problemler sebebiyle ve Millî Mücadele’ye zarar vermemek adına 1921 yılında Almanya’ya gitmeye karar verir. 1924 yılında Almanya’dan kesin dönüş yaparak çini işine girmeye çalışır. Ancak Nuri Paşa bir askerdir ve ömrü mücadelelerle geçmiş bir komutan olarak çini işini bırakıp silah sanayisine yönelir. Bu amaçla Sütlüce’de bir fabrika alan Nuri Paşa, burada ordunun ihtiyaçları için çeşitli silah ve mühimmat üretmeye başlar. Ürettiği silahlar arasında top, havan, uçaksavar mermisi ve uçak bombaları bulunuyordu. Ayrıca, "Nuri Killigil Tabancası" olarak bilinen, Türkiye’nin ilk 9 mm’lik tabancasını da burada üretmiştir. 1928 yılında, Millî Mücadele’ye katkılarından dolayı İstiklâl Madalyası ile taltif edilmiştir.

Ürettiği silahlara gelen taleplerin artması üzerine fabrikasını büyüterek Zeytinburnu’na taşıyan Nuri Paşa, artan baskılar sonucunda silah üretimini yer altına çekmek zorunda kaldı. Görünürde fabrikası beyaz eşya üretirken, aslında gizlice silah üretimi devam ediyordu. Özellikle Arap-İsrail savaşları sırasında Arapların ihtiyaç duyduğu silahların bir kısmını buradan temin eden Nuri Paşa, Suriye, Ürdün ve Mısır’da silah fabrikaları açmak için anlaşmalar yaptı.

Fakat 2 Mart 1949 yılında, Nuri Paşa’nın da fabrikada bulunduğu sırada meydana gelen patlama, ne yazık ki tüm bunların sonu oldu. Bu patlama ile birlikte Türk silah sanayisi büyük bir darbe aldı. O patlamadan günler sonra Nuri Paşa’dan geriye sadece birkaç beden parçası bulunabildi.

Tarihi kahramanlıklarla dolu olan Türk milletinin bu büyük komutanına Allah’tan rahmet diliyorum.

Yüksek lisans eğitimimde Kafkas İslam Ordusu’nu çalışan biri olarak söylüyorum: Eğer Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu olmasaydı ne Azerbaycan olurdu ne Azerbaycan Türkleri olurdu, ne de ben şu an size bu satırları yazabilirdim. Muhtemelen dedelerim Ermeniler ve Ruslar tarafından katledilmiş olurdu. Eğer bugün yaşıyorsam, bunu Nuri Paşa ve kahraman Türk ordusuna borçluyum.

6 Şubat depreminde Azerbaycan’dan Türkiye’ye gönderilen yardım kutularının üzerinde yazıldığı gibi:

“NURU PAŞAM, UNUTMADIK!”

Nuri Paşa ve kahraman Türk ordusunun ruhları için El-Fâtiha.