Senan Kazımoğlu

Tüm yazıları
...

TÜRK DÜNYASINDA RAMAZAN

Senan Kazımoğlu

Türk milleti, günümüzde kuzeyde Ural Dağları, güneyde Afganistan ve Hindistan, doğuda Sibirya ve Doğu Türkistan, batıda ise Türkiye ve Balkan Türklüğü ile çevrili büyük bir coğrafyada yaşıyor. Bu coğrafyada 7 bağımsız devlet, 15 civarında özerk bölge ve farklı devletlerin egemenliğinde yaşayan Türk toplulukları bulunmaktadır. Türk milleti, din olarak da büyük oranda İslam’a bağlıdır. Tabii ki Türkler içerisinde farklı inançlara mensup olanları da inkâr etmiyoruz.

İslam dininin şartlarından biri olan Ramazan orucu, Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’de geçen şu ayetle tüm Müslümanlara farz kılınmıştır:

"Ey iman edenler! Oruç, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı." (Bakara Suresi, 183)

İslam ümmetinin bir parçası olan Türkler de bu mühim emri tarih boyunca uygulamış ve günümüzde de yaşatmaya devam etmektedir. Değişen şartlar ve yaşadıkları bölgelere göre, Türkler arasında bu ibadete bağlı olarak farklı gelenekler şekillenmiştir. Bu yazıda, kısaca Türkiye dışındaki diğer Türk bölgelerinde yaşanan Ramazan geleneklerinden bazılarından bahsedeceğim.

İlk olarak, Ramazan hilalinin görülmesi, sahur (ağız kapatma) ve iftar (ağız açma) konularına daha önce “Sovyet Azerbaycan’ında Ramazan” başlıklı yazımda değindiğim için burada tekrar ayrıntılı olarak girmeyeceğim. Ancak şunu söylemeliyim ki, Azerbaycan için bahsettiğim bu uygulamaların tamamı Türk dünyasında da mevcuttu.

Türk dünyasındaki çocuklar için Ramazan çok özeldir. Özellikle Kazak ve Kırgız Türklerinde, çocuklar için “jaramazan” (Kazaklar) ve “caramazan” (Kırgızlar) adı verilen bir gelenek vardır. Bu, Konya’daki “şivlilik” adetine benzer bir uygulamadır. İftardan sonra çocuklar kapı kapı gezerek bahşiş ve şeker toplarlar. Özbek Türklerinde ise Ramazan ayının ilk ve son üç gününde yapılan bu gelenek, Azerbaycan’da en az bir defa olmak üzere oruç tutan çocuklara iftardan sonra büyükleri tarafından bahşiş verilmesi şeklinde uygulanır.

Ramazan’ın en yaygın geleneklerinden biri olan iftar daveti, İslam dünyasında oldukça yaygındır. Zira bu konuda Rasulullah (s.a.s.)’in teşvik edici hadisleri vardır. Bunlardan birinde şöyle buyurulmaktadır:

"Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez." (Tirmizî, Savm 82)

Bu hadis doğrultusunda, tüm Müslümanlar gibi Türkler arasında da iftar verme geleneği yaygındır. Kazak ve Kırgız köylerinde bu gelenek, her gün bir evde iftar verilmesi şeklinde yaşatılırken, Özbek Türklerinde ise mahalle iftarları düzenlenir. Azerbaycan’da ise iftar davetleri daha çok aile içinde, akraba ve tanıdıklarla birlikte gerçekleştirilir. Bunun yanı sıra toplu iftar programları da düzenlenmektedir. Irak Türklerinde ise komşu ve akrabalardan oluşan yedi aileye iftar vermek ve yedi aileye iftarlık yiyecek dağıtmak şeklinde bir gelenek bulunmaktadır.

Türk dünyasında iftar, genellikle önce iftariyelikler ve hafif atıştırmalıklarla açılır. Ardından namaz kılınıp ya da bir süre sohbet edilip esas yemeğe geçilir.

Ramazan ayına has ibadetlerden olan teravih ve mukabele, Türk dünyasında uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu geleneğin en güzel şekli, şu an Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da yaşatılmaktaydı. (Çin zulmünden dolayı bu konuda maalesef günümüzde net bir bilgiye sahip değiliz.) Uygur Türkleri, her teravih namazında bir cüz, teravihten sahura kadar da birer cüz olmak üzere gün içinde toplamda iki cüz okurlardı. Diğer Türk bölgelerinde ise mukabele geleneği ya camilerde takip edilerek ya da evlerde okunacak şekilde yaşatılmaktadır. Teravih namazında birer cüz okuma geleneği ise hemen hemen her Türk bölgesinde görülmektedir.

Ramazan’ın son on gecesini ibadetle geçirmek amacıyla camide kalma geleneği, Sovyet döneminde Türk ülkelerinde farklı şekillerde yaşatılmıştır. Kısaca "itikâf" denilen bu ibadet, Kazak, Kırgız ve Özbek Türklerinde Ramazan’ın son on gününde önceden belirlenen evlerde gizlice toplanılarak sabaha kadar ibadet edilmesi şeklinde gerçekleşirdi. Sovyet baskısından dolayı gün doğmadan önce herkes gizlice kendi evine çekilirdi. Azerbaycan’da ise bu gelenek daha çok ihya geceleri olarak bilinen, Ramazan’ın son on günündeki tek gecelerde yapılırdı. Günümüzde hâlâ bu geleneği yaşatanlar vardır.

Kadir Gecesi, Türk dünyasında hem Sovyet döneminde hem de günümüzde asla terk edilmeyen adetlerden biridir. Buna ek olarak, her yıl Kadir Gecesi’nde Türkmenistan’da cumhurbaşkanının emriyle ağır suç işlememiş mahkûmlar için genel af ilan edilmektedir.

Ramazan’da yapılan bir diğer önemli ibadet ise fitre vermektir. Türk dünyasının birçok bölgesinde, Türkiye’den farklı olarak fitre ya bayramdan bir gün önce ya da bayram namazına giderken, namazdan önce verilir. Bunun öncesinde fitre vermek yaygın bir uygulama değildir.

Son olarak, yalnızca Irak Türkleri arasında yaşatılan bir Ramazan geleneğinden de bahsetmek gerekir. Irak Türkleri, iftarla sahur arasında “sini zarf” adında bir oyun oynarlar. Toplu şekilde oynanan bu oyun, Irak Türkleri için Ramazan’ın vazgeçilmezlerindendir.

Allah tüm Müslümanların oruçlarını ve ibadetlerini kabul etsin. Ramazan ayınız mübarek olsun!