Senan Kazımoğlu

Tüm yazıları
...

TÜRKİSTAN’IN GÜNEYİ, DOĞUSUNUN YALNIZLIĞINDA

Senan Kazımoğlu

Yaklaşık 16 yıldır farklı gazete ve dergilerde yazılar yazıyorum. Özellikle 9 yıldır, istisnalar dışında hiç ara vermeden, Konya’da yayın yapan yerel bir gazetede haftalık yazılar kaleme aldım ve hâlâ yazıyorum. Son bir yıldır da bildiğiniz üzere Milli Devlet gazetesi ve Yeni Ufuk dergisinde aynı çizgiyi sürdürmeye çalışıyorum.

Bu süre zarfında yazılarım nedeniyle eleştiriler, fişlemeler ve hatta tehditler bile aldım. Allah’a şükürler olsun ki bunlar kalemimi etkilemedi. Elçibey’in dediği gibi, her zaman köle edilen veya köle edilmek istenen, zulme maruz kalan Türk dünyasının haklı sesini duyurmaya çalıştım. Allah yanıltmasın, bundan sonra da bu çizgide devam etmeye talibim.

Bahsettiğim yazılar içinde en çok eleştiri ve hatta tehdit aldığım konuların başında Güney Türkistan ile ilgili yazılarım gelmektedir. Çünkü bu konuda, maalesef, gerçek İslam’ın o bölgede yaşandığını zanneden içimizdeki bazı çevrelerden de aşırı tepkiler aldım. Taliban işgalinden önce yazdığım yazıları eleştirenler, beni "abartmak" ve hatta olayları "çarpıtmakla" suçlamışlardı. Ancak bu kişilerin bir kısmı bugün Taliban işgaline sevinirken, bir kısmı da yıllar sonra bana hak vermeye başladı. Fakat artık iş işten çoktan geçti...

Diğer platformlarda Güney Türkistan ile ilgili yazılar yazdığım hâlde burada hiç yayınlamadığımı fark edince, bu konuyu gündeme getirme ihtiyacı duydum.

Dilerseniz, yazıya geçmeden önce Güney Türkistan’ı kısaca tanıyalım. Malum, Çin zulmünün arşa dayandığı Doğu Türkistan’ı az çok bilmemize rağmen, Güney Türkistan ne yazık ki gölgede kalıyor ve bu konuda oldukça az bilgiye sahibiz.

Bilindiği üzere, kuzeyde Ural Dağları’ndan güneyde Hindukuş Dağları’na kadar uzanan bölge, tarih boyunca Türklerin yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Bu bölgenin güney kısmında yer alan, günümüz Afganistan topraklarına karşılık gelen bölge, Güney Türkistan olarak bilinir. Afganistan’ın kuzeyinde, Badahşan’dan Herat’a kadar uzanan bu bölgede hâlâ Türkler yoğun olarak yaşamaktadır. Ülkede sayım yapılmasa da bölgedeki Türk nüfusunun 10 milyondan fazla olduğu bilinmektedir.

Bir dönem Timur Devleti başta olmak üzere büyük Türk devletlerine başkentlik yapan bu topraklar, Türk ve İslam dünyasına büyük şairler, bilim adamları ve hükümdarlar kazandırmıştır. Ancak yaklaşık 300 yıl önce, Ahmet Şah Dürrani ile birlikte bu kadim Türk yurdu karanlık bir döneme girdi. İngilizlerin desteğiyle, binlerce yıllık Türkistan coğrafyası bir anda "Afganistan" oluverdi.

O günden bugüne, asırlık Türk yurdu başa geçen her yöneticinin zulmüne maruz kaldı. Liderler ve rejimler değişse de bölgedeki ırkçı Peştun egemenliği hiç değişmedi. Her gelen yönetim, en büyük darbeyi yine Türklere vurdu. Ülke defalarca büyük devletlerin işgaline maruz kaldı ve her seferinde en ağır bedeli Türkler ödedi. Buna rağmen, en büyük mücadele de yine Türkler tarafından verildi.

Ne var ki işgal bertaraf edildiğinde, Türkler bir kenara itildi; Türklerin omuzlarında yükselenler, dönüp yine Türkleri ezmeye başladı. 300 yıldır bu düzen hiç değişmedi.

Peştunların içerisinden çıkan Taliban’a karşı ağır bedeller ödeyen Türklerin de gayretiyle, örgüt bir dönem Afganistan’dan sökülüp atıldı. Ancak ellerinde imkân olmasına rağmen, Türkler yeni bir devlet kurmak yerine birlik adına Afganistan ile beraber olmayı seçtiler. Ne var ki hükümet kurulup güç yeniden Afgan yönetiminin eline geçtiğinde, bu yönetim Türkler üzerinden oyunlar oynamaya devam etti.

Afgan devleti, her türlü baskı ve zorbalıkla Türklerin topraklarını ellerinden alıp bölgeye etnik Peştunları yerleştirmeye ve Türkleri göçe zorlamaya başladı. Böylece, asırlık Türk yurdu olan bölgelerde demografik yapıyı değiştirmeye çalıştılar. Nüfus ve kimlik meselesinde de ayak oyunlarıyla Türlü türlü isimler altında Türkleri bölmeye çalıştılar. Yine Taliban Türklere saldırırken, Taliban ile savaşması gereken Afgan ordusu, terör örgütüne karşı direnen Türklere saldırıyordu.

En son 2021 yılında Afgan rejimi, amca çocukları olan Taliban ile anlaşarak hükümeti terörist gruba devretti. Sözde İslam kanunlarını uygulayacağını iddia eden bu örgüt, bölgede yeniden terör estirmeye başladı. Rüşvet, haksız kazanç, adam kayırma, ırkçılık gibi her türlü yozlaşmış düzenin içine batmış bu örgütün hedefinde yine Türkler vardı.

Kendinden başka kimseye yaşam hakkı tanımayan bu yapı, iktidara geldiği günden beri Türklere zulmün her türlüsünü reva gördü. "Türksüz Afganistan" projesini hayata geçirmeye çalışan bu örgüt, tıpkı Rusya, Çin ve Batılı emperyalistler gibi katıksız Türk düşmanlarıdır.

Türk milleti uyanık olmalı ve Türkistan’ın güneyini, doğusunun yalnızlığına terk etmemelidir.

Türkistan’ın hem güneyi hem de doğusu için kurtuluşun tek reçetesi ise Güzel Türkistan türküsünün sonunda saklıdır:

Al bayragınğni, kalbin uyğansın (Al bayrağını, kalbin uyansın)
Kulluq, esaret barçesi yansın. (Kulluk, esaret; tamamı yansın)
Kur yenği devlet, yavlar ortansın, (Kur yeni devlet, düşmanlar ürksün)
Ösüp Türkistan, kaddinğ kötersin (Türkistan gelişip göğe yükselsin)
Yeyrep yeşrep öz vatanninğ gül bağlarına (Yayılıp yeşersin öz vatanın gül bağlarına)