1990’lı yıllar Azerbaycan için kanlı başladı. Daha 1990 yılının 20 Ocağında Rus Ordusu tam teşekkülü Bakü’ye
girmiş ve deyim yerindeyse katliam yapmıştı. Yapılan araştırmalarda İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanların
yargılandığı meşhur Nürnberg Mahkemelerinde Nazilerin suçlandığı tüm cinayetleri Rus ordusu bir gün
içerisinde yapmıştı. Hemen arkasından Rus destekli Ermeni katilleri Karabağ’ın farklı bölgelerinden ve hatta
Karabağ ile ilgisi olmayan, Azerbaycan’ın kuzeybatı tarafında Ermeniler ile sınır olan Bağanıs Ayrım (yakın
zamanda Azerbaycan’a geri verilen 4 köyden birisi) köyünden geldi katliam haberleri.
Azerbaycan bağımsız olunca bu vahşet daha da arttı. Katliamların şiddeti o kadar çoğaldı ki, Karabağ’da
neredeyse katliam yapılmayan hiçbir ilin köyü kalmadı. Bu katliamların bazılarından günümüzde bile habersiziz.
Ancak en büyüğü dünyanın gözü önünde işlenen bir insanlık suçu olan Hocalı Soykırımı oldu. Rus destekli
Ermeni katilleri 26 Şubat 1992 tarihinde insanlık tarihine kara leke olarak geçen Hocalı Soykırımını
gerçekleştirdi. O gece Hocalı şehri sırf Türk oldukları için içindeki insanlar ile birlikte yok edildi.
Hocalı Soykırımı’ndan sonra bir daha o büyüklükte katliam yaşanmasa da yine Karabağ’ın farklı köy ve
kasabalarında Ermeni canilerinin Türk katliamı 1993 yılına kadar devam etti. Silahsız masum sivillere acımayan
Ermeni katiller, sağ yakaladıkları günahsız insanlar üzerinde işkenceden bile geri durmamış, birçok kişiyi
katletmişlerdi.
Rusya’nın desteğiyle Ermeniler, masum sivillere karşı yaptıkları katliam ve soykırımlar sonrasında Karabağ’ı
işgal etmeyi başardılar. Bu işgal sırasında yaptıkları katliamlarda şehit düşen Azerbaycan Türklerini Karabağ’da
gelişi güzel toplu mezarlıklara gömdüler. Ermeniler Karabağ’ı ebediyen işgal altında tutacaklarını sandıkları için
bu meseleyi umursamadılar. Ama bir şeyi unuttular. İşgal ettikleri topraklar Türk topraklarıydı. Türkler gerekirse
ölür ama asla vatanlarını düşmana bırakmazdı. Öyle de oldu Azerbaycan tarihinin en zayıf zamanında bile,
ihanet ile silahsız masumlara karşı yaptıkları katliamlar ile 6 yılda ancak işgalini tamamladıkları Karabağ
toprakları, 26 yıl sonra gerçek sahipleri tarafında 44 günde geri alındı. Azerbaycan bu savaşta askeri gücüyle
Karabağ’ın büyük bir kısmını alsa da maalesef Ermeniler bu sefer de Rus gölgesine sığınarak küçük bölgede
yuvalanmaya çalıştılar. Fakat ok yaydan çıkmıştı artık. Bunun geri dönüşü yoktu. Üç yıl sonra 2023 yılında
Azerbaycan yarım bıraktığı işi tamamlayarak Karabağ’ın tamamında devlet egemenliğini tesis etti. Bugün artık
Karabağ’ın tamamı Azerbaycan kontrolünde.
Azerbaycan 2020 yılında Karabağ’ı alır almaz hemen imar işlerine başlamıştı zaten, fakat bu faaliyetler 2023
yılından sonra kurtarılan bölgelerde de devam etti. İşte yukarda da bahsettiğim toplu mezarlar ile o zaman
karşılaşılmaya başlandı.
2020’deki İkinci Karabağ Savaşı sonrasında geri alınan bölgelerde yapılan imar çalışmalarında, daha ilk
günlerden itibaren toplu mezarlar fark edilmeye başlandı. Geri alınan toprakların farklı bölgelerinde çıkan
mezarlıklar insanı dehşete düşürüyordu. Ancak daha beteri 19 Eylül 2023 yılında başlanan ve 24 saatlik antiterör
operasyonu sonrasında kurtarılan bölgelerde yaşandı. Bu bölgelerin tamamı eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi
sınırlarında olduğu için Türklere karşı en korkunç katliam ve soykırımlar buralarda yapılmıştı. Ermeni
canilerinin en azgını da bu bölgelerde yaşayanlardı. Aynı şekilde soykırımın yapıldığı Hocalı şehri de bu
bölgenin içersindeydi. Azerbaycan kayıtlarında büyük katliamların yaşandığı Malıbeyli, Kuşçular ve Karadağ
gibi köyler de bu bölgede yerleşiyor.
Azerbaycan bu bölgede devlet egemenliği tesis ettiği an hemen imar işlerine başladı. Bu bölge diğerler alınan
yerler gibi değil. 2020 yılında alınan şehirlerin çoğu mayınlı olduğu için mayın temizlemeden imar yapılamıyor.
Fakat bu bölgelerde Ermeniler kendileri de yaşadıkları için mayın tehlikesi yoktu. O yüzden Azerbaycan hızlıca
bölgeye Azerbaycan Türklerini yerleştirmek için çalışmalara başladı. Malum, şehir yeniden yapılıyorsa ilk
altyapı çalışmaları, sonrasında binaların yapımına başlanacaktı. Azerbaycan her iki çalışmayı birlikte yürütüyor.
Ancak daha ilk kazma vurulduğu anda acı gerçek ortaya çıkmaya başladı. Bu bölgeler özellikle Hocalı ve çevresi
toplu mezarlar ile doluydu. Hemen hemen her ay, en az 2 veya 3 toplu mezar ile karşılaşılıyor. Bu mezarların
çoğu yaşlı, çocuk ve kadınlara ait. Bazıların ayakkabıları bile ayaklarında duruyor. Kemikler üzerinde yapılan
araştırmalarda bazılarının işkence ile katledildiği ortaya çıkıyor. Ermeni katiller, şehit ettikleri insanları bölgenin
farklı yerlerinde kuyular açarak gelişi güzel şekilde topluca gömmüşler. Gömülenler Azerbaycan kayıtlarında
kayıp olarak bilinen ve yıllardır Ermenilerin kendilerinde olduklarını inkâr ettiği kişilerdir.
Düşmanın bile olsa insan ne kadar canileşebilir ki kadın çocuk ve yaşlı ayrımı yapmadan bunları yapsın! Bunu
yapan insan olamaz. Cani kelimesi bile bunun yanında az kalır. Üstelik bunu yapanlar Türkiye’yi soykırımla
itham edip Anadolu’da Ermenilerin “toplu mezarı” (!) arayışına çıkanlar.
Azerbaycan Türkleri kendilerine yapılan bu katliam ve soykırımları asla unutmayacaktır. Aliya İzzetbegoviç’in
de dediği gibi: “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”