Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuşmasında dikkatimi çeken bir husus oldu. Fidan, konuşmasında Türk Devletlerinin sınırları dışındaki Türklerden özellikler Balkanlar, Doğu Avrupa ve Afganistan’da yaşayan soydaşlarımıza atıf yaptı. Burada Afganistan Türklerini özellikle mercek altına almak istiyorum. Konuşmanın hemen ardından bir televizyon kanalı da bu konuyu gündemine taşıyarak Afganistan’daki Türk varlığına, bölgenin Güney Türkistan olduğuna ve burada milyonlarca Türk’ün yaşadığına dikkat çekti.

Afganistan Türklerini yıllardır yakinen takip eden biri olarak bu haber beni son derece sevindirdi. Afganistan Türklerini 2011 yılından beri tanıyor, onlarla ilgili gelişmeleri takip ediyor ve bu konuda yazılar okuyordum. O zamanlar pek fazla bilinmiyordu. Türkiye’ye geldikten sonra ise bizzat Afganistan Türkleriyle, yani Güney Türkistanlı kardeşlerimizle tanışma imkânı buldum. Onları tanıdıkça yaşadıkları coğrafyanın Güney Türkistan olduğunu, bu toprakların tarihî ve millî kimliğindeki Türk varlığını daha yakından öğrendim.

Güney Türkistan davasını izlediğim yıllar boyunca bu uğurda verilen mücadelelere, yapılan fedakârlıklara ve harcanan emeklere yakından şahit oldum. Burada özellikle isim vermek istemiyorum. Çünkü bu dava herhangi bir şahsın isminden çok daha büyük ve çok daha kıymetlidir. Ancak şunu ifade etmeliyim ki bu mesele için yıllardır çalışan, bugün de bütün imkânsızlıklara rağmen mücadelesini sürdüren birçok arkadaşımız var. Maddi ve manevi nice fedakârlıklar yapan, hayatını bu davaya adayan Güney Türkistanlı kardeşlerimiz ve hocalarımız bulunuyor.

Bugün Güney Türkistan meselesinin devletimizin gündemine taşınması, üstelik Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi gibi önemli bir platformda dile getirilmesi, yıllardır bu uğurda çalışan insanların gayretlerinden bağımsız düşünülemez. Demek ki bugüne kadar Güney Türkistan için yapılan hiçbir çalışma boşa gitmemiş. Zamanında atılan tohumlar kök salmış, verilen mücadeleler ve harcanan emekler meyvelerini vermeye başlamıştır.

Bugün gelinen noktada, ilk bakışta dışardan küçük görünen ama büyük fedakârlıklarla yürütülen çalışmaların ne kadar kıymetli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bu gelişme, her şeyden önce yokluklar, imkânsızlıklar ve türlü sıkıntılar içerisinde Güney Türkistan davasını ayakta tutmaya çalışan kardeşlerimizin başarısıdır.

Bir davanın başarıya ulaşması için önce o davaya inanan insanların mücadele etmesi gerekir. Ne yazık ki zaman içerisinde yorulup bıkkınlık göstererek mücadelesini bırakan, artık bu uğurda gayret sarf etmek istemeyen insanları da gördüm. Fakat tarih, zorluklar karşısında geri çekilenleri değil, bütün imkânsızlıklara rağmen mücadelesini sürdürenleri yazar. Tarihte iz bırakanlar, şartlar ne kadar ağır olursa olsun inandıkları davadan vazgeçmeyenlerdir.

Hamdolsun, Güney Türkistan davası yakın tarihimiz açısından değerlendirildiğinde Abdülkerim Mahdum’lardan Azadbek Kerimi’lerden bugüne kadar bu uğurda nice hayatlar feda edilmiş, nice mücadeleler verilmiştir. Dün olduğu gibi bugün de bu davayı omuzlayan, bütün zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren insanlar var. Onların emekleri, fedakârlıkları ve kararlılıkları sayesinde Güney Türkistan meselesi bugün daha geniş çevrelerde konuşulmaya başlanmıştır.

Eski yazılarımda Güney Türkistan meselesini ele alırken bu mücadeleyi sürdüren arkadaşlarıma hep aynı şeyi söylüyordum: Mücadelenize devam edin. Bugün yaptığınız çalışmaların karşılığı hemen alınmayabilir. Ancak hiçbir emek kaybolmaz, hiçbir gayret karşılıksız kalmaz. Mutlaka bir gün bu çalışmaların faydası görülecek, atılan tohumlar bir yerde filiz verecektir.

Hamdolsun, bugün o tohumların meyvelerini toplamaya başladığımızı görüyoruz. Elbette bu gelişme rehavete kapılmamıza veya mücadelemizi gevşetmemize sebep olmamalıdır. Aksine, bugüne kadar gösterilen gayretlerin daha da artırılması için bir vesile olmalıdır. Bu mesele için çalışan kardeşlerimiz, elde edilen her kazanımı yeni bir sorumluluk olarak görmeli ve çalışmalarını daha büyük bir azimle sürdürmelidir.

İnanıyorum ki Türk milletinin gayreti, bilhassa o topraklarda yaşayan ve bu dava için mücadele eden kardeşlerimizin kararlılığıyla bir gün Güneyi ve Doğusuyla özgür Türkistan’ımıza kavuşacağız.

Allah bizi bu yolda gayret gösterenlerden eylesin. Güney Türkistan davası için mücadele eden kardeşlerimizin önünü açsın. Verdikleri emekleri faydalı kılsın, fedakârlıklarını karşılıksız bırakmasın ve bütün bu gayretleri hayırlı bir neticeye ulaştırsın.

Çünkü hiçbir mücadele, hiçbir emek ve hiçbir fedakârlık boşuna değildir. Yeter ki inançla, azimle ve kararlılıkla mücadele etmeye devam edelim.