Türkiye’de meşhur bir medya kuruluşunun sosyal medya hesabında paylaşılan bir videoya rastladım. Video, ilk kısmında sosyal medyada Türkçü sayfa görüntüsü verip Türk milletine düşman grupları destekleyen hesaplardan ve paylaşımlardan bahsediyordu. Buraya kadar bir sözüm yok. Hakikaten ben de zaman zaman sosyal medyada bu tür hesaplarla karşılaşıyorum.
Ancak videonun ikinci kısmında güya Türkçülük akımının Osmanlı’dan beri özellikle Yahudiler tarafından kurulduğu ve dolayısıyla Türk milliyetçiliğinin bir Siyonist oyunun sonucu olduğu ima ediliyordu. Hatta Sultan II. Abdülhamid Han’ı devirenin Türkçüler olduğu, bunun da Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak için yapıldığı iddia ediliyordu. Bir fıkrada söylendiği gibi: “Evladım, ben bunun neresini düzelteyim?”
Normalde bir kahvehane muhabbeti olacak bir konunun, hem de meşhur bir medya kanalında bu şekilde dile getirilmesi hakikaten esef vericidir. Kendi milliyetçisine bu denli düşman olmanın sebebini inanın ki aklım almıyor.
Gelelim cevap kısmına.
Öncelikle şunu net bir şekilde ifade edelim: Türkçülük, Osmanlı Devleti’nde siyasi ve sistemli olarak uygulanan en son kurtuluş reçetesidir. Türkçülüğün sistemleşmesinden çok önce Yunan, Arnavut, Sırp, Ermeni ve hatta Arap milliyetçiliği, ırkçılık ve Türk düşmanlığı üzerine teşkilatlandırılmıştı. Bu durum Sultan 2. Abdülhamit Han döneminde de böyledir. Bunun için dönemin yabancı kaynaklarına bakmak yeterlidir. Misal olarak İngiliz ajanı Gertrude Bell, daha 1900–1905 yılları arasında Arap coğrafyasını gezerken kabilelerin ve bedevilerin Osmanlı’ya nasıl bir nefret beslediğini açıkça anlatmaktadır. Elbette bu milletler içinde Osmanlı’ya sadık kalanlar da vardı; onları zaten kendimizden ayrı görmüyoruz. Ancak Türk düşmanlığı üzerine kurulu milliyetçi hareketlerin etkisiyle Osmanlı toprak kayıplarına başlayınca, devlet çöküşten kurtulmak için çareler aramak zorunda kaldı.
Bu süreçte Osmanlıcılık, Batıcılık ve diğer fikirler denenmiş, fakat Balkan, Arnavut ve Arap isyanlarıyla da maalesef bu fikirlerin tamamı başarısız olmuştur. Osmanlı’da başarılı olan ve günümüze kadar da yanılmadan varlığını sürdüren tek sistem Türkçülüktür.
Türkçüler Osmanlı’nın başına geçtiklerinde Kanuni devrinin kudretli devletini devralmadılar; yıkılmak üzere olan bir enkazı teslim aldılar. Buna rağmen devleti Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar ayakta tuttular. “Hasta adam” denilen Osmanlı’yı ayakta tutarken, Rusya İmparatorluğu’nun çöküşünü sağladılar.
Evet, savaşı kaybettiler. Ancak bugün hâlâ övünerek andığımız Çanakkale Savaşı’nda, o zamana kadar dünyanın gördüğü en büyük donanmayı durduran ve boğazlardan geçişine izin vermeyen iktidar Türkçülerdi. Aynı şekilde İngilizlere o zamana kadarki en ağır yenilgilerden birini yaşatan, Kut’ül Amare’de İngiliz generalini ordusuyla beraber esir alanlar da Türkçülerdi. Kafkasya’da Rus, Ermeni ve İngiliz kuvvetlerini mağlup ederek bağımsız Azerbaycan devletinin temelini atan yine Türkçülerdi. Sadece bunlar mı? Elbette hayır. Dinlediğimizde gözyaşlarımıza hâkim olamadığımız meşhur Medine Müdafaası’nda, hiçbir yerden destek almadan aylarca Medine’yi İngilizlere ve Şerif Hüseyin’in isyancı bedevilerine karşı savunan Fahrettin Paşa da Türkçüydü.
Aynı şekilde İngilizleri iki kez Gazze’de bozguna uğratan, geri çekilmek zorunda bırakan ve Filistin’i İngilizlerden koruyanlar yine Türkçülerdi. Hatta bütün dünyayı karşısına alarak yok olan bir memleketten yeni bir Türk devleti çıkaran da aynı Türkçülerdi.
Peki biz Filistin’i İngilizlerden korumaya çalışırken, arkamızdan vuran ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurulacağı kendisine açıkça söylenmesine rağmen İngilizlerle iş birliği yapan Şerif Hüseyin’in oğulları kimdi? Mehmetçiğe, Anadolu çocuklarına İngilizlerden bile daha ağır işkenceler yapan, katleden, elbiselerine kadar soyup çırılçıplak hâlde yüzlerce kilometre yürütenler kimlerdi? Şerrinden ve yaptıklarından dolayı, Mehmetçiğin İngilizlere gönüllü esir olmasına neden olan kimlerdi? Önce bunun cevabını verin.
Bu söylediklerimin tamamının kaynakları bende mevcuttur. Aksini iddia eden varsa, onların da kaynaklarını görmek isteriz. Yoksa kahvehane ağzıyla konuşup milletin aklını bulandırmayın.




