KIRIM’DA YÜZLERCE ANA SİYASİ TUTUKLU EVLATLARINI BEKLİYOR.
Kırım’ın 12 yıl önce Rusya tarafından işgal edilmesiyle birlikte, yüzlerce anne; evlerine yapılan baskınlar sonrası gözaltına alınan, ardından tutuklanarak uzun yıllar hapse mahkûm edilen, sonrasında da Rusya’nın uzak hapishanelerine nakledilen siyasi tutuklu evlatlarını bekliyor.
Rusya işgalindeki Kırım’da, esaret altındaki evlatlarını bekleyen yüzlerce annenin sesini duyurmak amacıyla annelerden sadece 16’sının fotoğrafının yer aldığı “Daima Bekleyeceğim, Balam” adı verilen bir fotoğraf albümü 2024 yılında hazırlandı.
Paydaşlarının arasında Emel Kırım Vakfı’nın da yer aldığı “Daima Bekleyeceğim, Balam” Albümündeki fotoğraflardan oluşan “Daima Bekleyeceğim, Balam Fotoğraf Sergisi” ve Konferansı, önce İstanbul’da sonra sıra ile Gebze, Ankara ve Eskişehir’de de gerçekleştirildi.
“Daima Bekleyeceğim, Balam!” fotoğraf albümünde yer alan annelerden biri de Lilya Seyitumer;
Bahçesaray’da yaşayan Lilya Seyitumer’in üç evladı Rusya esaretinde. İki evladını da işgalciler, 11 Mart 2020 tarihinde gece yarısı ev baskını ve aramanın ardından götürdüler. 32 yaşındaki Seyitumer ve 28 yaşındaki Osman yine yasa dışı olarak Kırım’dan çıkarılıp Rusya’nın uzak hapishanesine nakledildiler. Ekim 2021’de işgalci mahkeme Lilya Hanım ve eşi Tarihçi Şükrü Seyıtumer’in oğulları, Seyitumer’i 17 yıl, Osman’ı 14 yıl hapse mahkûm etti. Lilya Hanım’ın küçük oğlu, tarihçi, “Kırım Dayanışması” ve “Kırım Çocukluğu’nun aktivisti”, 24 yaşındaki Abdülmecit de 4 Ağustos 2023’te uydurma gerekçelerle götürülerek gözaltına alındı, ardında 40 günlük bebeği Hamza ile eşi Amina kaldı. Şimdi Rusya’nın Rostov hapishanesinde olan Abdulmecit’in gözaltı süresi ise her üç ayda bir uzatılmakta. Lilya Hanım’ın kardeşi Rustem Seyitmemet de siyasi tutuklu, hapishanede kalp krizi geçirdi, hastaneye kaldırılarak ameliyat edildi, sağlık durumu iyi değil. Balalarını bekleyen Lilya Hanım’ın ailesi, bütün Kırım Türkleri gibi Stalin yönetimi tarafından 18 Mayıs 1944’te Kırım’dan sürgün edildi. Lilya Hanım ve eşi ünlü tarihçi Şükrü Seyitumer Özbekistan’da doğdu. Ailelerinin sürgün edildiği Semerkant bölgesindeki köyde komşu olarak yaşadılar ve aynı okulda okudular. Özbekistan’da, öğretmen Lilya Hanım ve Semerkant Devlet Üniversitesi mezunu tarihçi Şükrü Seyitumer evlendiler. İlk çocukları Seyitumer 1988 yılında Özbekistan’da doğdu. Küçük çocukları ile birlikte uzun yıllar sonra sürgün edildikleri vatan Kırım’a dönebildiler. Vatana kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Seyitumer ailesinin mutluluğu 1992 yılında Osman’ın ve 1999 yılında ise Abdülmecit’in dünyaya gelmesi ile daha da arttı.
Tarihçi, Şükri Seyitumer, uzun yıllar boyunca Hansaray Müzesi’nin arşiv bölümünde müdür olarak çalıştı. Kırım’daki camilerin tarihini araştırıyor, Kırım tarihine ilişkin bilimsel araştırmalar kaleme alıyordu. “Eski Fotoğraflarda Kırım Camileri” adlı kitabı da hazırlamıştı.
Ancak, 11 Mart 2020 tarihinde Bahçesaray’da ve Bahçesaray bölgesindeki baskınlarda Şükri Seyitumerov’un evine de baskın yapıldı, arama sonrasında tarihçinin iki oğlu Osman ve Seyitumer götürüldü ayrıca evde bulunan tüm telefon, bilgisayar ve flaş belleklere, maalesef tarihçi Şükrü Seyitumer’in bütün çalışmalarına da el konuldu. Lilya Hanım’ın üç çocuğu da kendilerine sürgünün dehşeti hakkında çok şey anlatan büyükanneleri Fatma’nın anılarıyla büyüdü. Büyükbabaları, Bahçesaray’da Tahtalı Camisinin imam-hatibi Mustafa Murtaza’ydı. Ailenin büyüklerinden biri de 1938 yılında karşı devrimci faaliyetler nedeniyle kurşuna dizilen büyük dedeleri idi. Sovyetlerin suçlamasına göre Tahtalı Camisinin imamı olan Mustafa Murtaza “Türkiye’nin Kırım’ı işgal etmesini istiyordu.” SSCB’nin çöküşünden sonra 1991 yılında büyükbabaları Mustafa Murtaza’nın itibarı iade edildi. Lilya Hanım, oğullarının da dedeleri gibi aynı zulmü yaşayacağını hiç tahmin edemezdi.
Lilya Hanım, çocuklarının Kırım’dan yüzlerce kilometre uzaktaki Rostov’daki mahkemelerine hep gitti. Oğullarına verilen cezaları duyduğunda ise büyük bir şok yaşadı. Lilya Hanım yaşadıklarını şöyle anlattı: “Verilen ağır cezaları duyduğumda benim için zaman durdu. Masum çocuklarıma bakıp durdum, onlara yardım etmek için hiçbir şey yapamayacağım gerçeği kalbimi paramparça etti.” Hapishanedeki üç çocuğu için de en zoru ailelerini görememek, çocuklarını büyütememek, büyüme süreçlerini ve eşsiz anları onlarla paylaşamamak. “Evlatlarını daima bekleyen bizler, yaşadığımız tüm zorluklara rağmen oğullarımızın masum olduğunu bilerek hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. Artık tek sevincimiz torunlarımız. Ancak torunlarımız babalarının ilgisinden ve sevgisinden yoksun büyüyorlar. Oğullarım, tüm bu sınavların geçici olduğundan ve mutlaka olumlu bir sonuçla biteceğinden eminler. Aramızda mesafeler olsa da kalbimiz ve ruhumuzla her zaman onların yanındayız.”
“ELİMİZDEN GELEN İŞLE BAŞLAYACAĞIZ”
Rusya işgalindeki Kırım’daki siyasi tutuklular, insan hakları aktivistlerine göre, herhangi bir suç işlemedikleri halde işgalcilerin yaptıkları insan hakkı ihlallerini duyuran, Rus yetkilileri eleştiren, Kırım Tatarlarına yapılan baskılara karşı memnuniyetsizliğini ifade eden gazeteciler, aktivistler, din adamlarıdır. Rusya esaretindeki siyasi tutuklu kardeşlerimize en yakın zamanda özgürlük diliyoruz. Büyük Türkçü, fikir adamı, eğitimci, yazar-yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın “Milletini Seviyorsan Elinden Gelen İşle Başla” ülküsüne uyarak bizler de elimizden gelen işle başlayacağız. Öncelikle zulüm altındaki kardeşlerimizin yanında olacak, onların seslerini duyurmaya çalışacağız.




