İSTİSMAR EDİLEN BİR ERDEM: TÜRK’ÜN YARDIMSEVERLİĞİ 

çırpınırdı karadeniz

Ayrı düştüm dost elinden

Yıllar var ki çarpar sinem

Vefalı Türk geldi yine de

Selam Türk’ün bayrağına.

Ahmet Cavad 

Türkiye’yi İslam dünyasında ve mazlum coğrafyalarda tanıtan en büyük özelliklerinden birisi, insana insan olduğu için verdiği değer ve yardımlaşma kültürüdür. Yunus Emre’nin tabiriyle biz “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü”. Türk milleti asırlarca din, dil, ırk ayrımı yapmadan, nerede bir mazlum ve yardıma muhtaç birisi varsa hep onun yanında durdu. Bizim töremizde, düşüncemizde ve ahlakımızda güçlüden değil, her zaman mazlumdan taraf olmak vardır. 

O yüzden bizim insanımız ırkçılığın ne olduğunu bilmez. Biz, bizden olmayan insana bile gönlümüz acıyarak elimizden gelen yardımı yaparız. Bu, asırlardır değişmeyen özelliğimizdir. Bunu yapmak için de kültürümüzün esas değerlerinden olan vakıf ve yardımlaşma kültürünü kullanırız. Bunun en uç zirvesi Osmanlı’da olsa da Selçuklu ve daha önceki Türk devletlerinde de bunun izleri görülmektedir. 

Osmanlı Devleti’nden günümüze gelince, hâlâ aynı duygu ve düşünceyle milletimizin dünyanın dört bir tarafında bulunan yardıma muhtaç insanlara el uzattığını görüyoruz. Hatta geçenlerde bununla ilgili bir video da karşıma çıkmıştı. Videoda, Moğolistan’da yapılan yardımlar sonucunda, Moğollara yardım geldiği söylendiğinde hiç sormadan “Türkler yardım getirdi” diyorlarmış. Çünkü Türklerden başka kimse onlara karşılıksız yardım yapmıyormuş. Bu gerçekten çok az millete has olan bir değerdir. Bununla gurur duymamız gerekir. 

Fakat bu yazıyı bunu anlatmak için yazmadım. Benim burada dikkat çekmek istediğim konu, milletimizin bu değerinin istismar edilmesidir. Daha açık söyleyeyim: Bazı yardım dernekleri, Türk milletinden aldıkları yardımları ya farklı niyetler için kullanıyorlar ya da ayrımcılık yaparak bazılarına verip diğerlerini es geçiyorlar. Birincisine FETÖ ve benzeri grupları gösterebiliriz. Türk milletinden aldıkları güçle bazen devlete ve millete bile kafa tutabiliyorlar. Maalesef böyle kuruluşlar hâlâ mevcut ve güçlüler. 

İkinci kısma gelince; bazen ne hikmetse Türklerin de yaşadığı coğrafyalarda bu yardım kuruluşları, söz konusu Türk bölgeleri olunca, Türk milletinden aldıklarını yine Türk milletinin evlatlarına vermiyorlar. Bölgede bulunanlardan öğrendiğim kadarıyla bunu kasten yapıyorlar. Bu ya gittikleri devletin yönlendirmesiyle oluyor ya da bizzat bilerek ve isteyerek yapılıyor. 

İşte bu yüzden bizim de kendi millî yardım kuruluşlarımızı kurmamız gerekir. Son yıllarda, şükürler olsun ki bu dertle dertlenen, bu toprakların öz evlatları, millî hassasiyet sahibi kişiler bu işe giriştiler. Yakından takip ettiğim özellikle bir iki dernek var ki gerçekten bu konuda yüzümüzü ve gönlümüzü güzelleştiriyorlar. Bahsettiğim bu dernekler, din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm gücüyle yardıma koşuyorlar. Gerçekten de başarılı oluyorlar. Nereye gidiyorlarsa hiçbir ayrım yapmadan ama Türk milletini de es geçmeden ellerinden geleni yapıyorlar. 

Fakat maalesef bu dernekler, diğer bahsi geçen derneklerin yanında hem bütçe hem tanınırlık hem de gönüllü sayısı bakımından çok zayıf. Bizim vazifemiz, bu tür derneklere destek vererek Türk milletinin yardımını, hayır ve hasenatını gereken yerlere ulaştırmaktır. Bunu yaparken de millî hassasiyetlerimizden ve davamızdan ödün vermeden, gelecekte başımıza bela olacak kuruluşlardan uzak durmalıyız. 

Türk milleti merhametlidir. Biz atalarımızın yaptığı gibi hayır ve hasenat işlerini devam ettiriyor ve ettirmeliyiz de. Ama bunun için inancımıza, akidemize, töremize ve millî değerlerimize sahip çıkan yardım kuruluşları oluşturmalı veya oluşturulanlara destek olmalıyız. 

Bu konunun ne kadar önemli olduğunu anlayabilmeniz için kendinize şu soruyu sorun: Diyelim ki zor durumda kalan bir yere yardım etmek istiyorsunuz. Yardımlarınızı göndereceğiniz kurum ve kuruluşlara ne kadar güveniyorsunuz? Ya da bu kurum ve kuruluşlar sizin millî hassasiyetlerinize ne kadar cevap veriyor? Bunu verecek bir cevabınız var mı? Ya da sizin varsa bile sıradan birisinin buna cevabı nasıl olur? 

İşte bu sorular yazının yazılma sebebiydi. 

Kalın sağlıcakla. 

Scroll to Top